31 Aralık 2009 Perşembe

Bekliyorum Seni 2010!








Yer acmak lazim yeni yila.... Bosaltmak lazim tum fazlaliklari... Evdeki; ofisteki ama en onemlisi de kafadakileri...

Masamin etrafindaki tum notlari, tum kartpostallari attim.. Baktim hepsi eskide kalmis ne gerek var onlara bagli kalmaya... Yenileri yazilacak nasil olsa... Evimdeki tum eski kiyafetlerden kurtuldum; baktim giymemisim 2 senedir; zaten giymem bir daha... Uzun zamandir dinlemedigim ve listelerime nasil girdigini anlamadigim mp3'lerimi sildim I-Tunes'umdan... Yenilerine yer acmak lazim; bazilari fazla duygu yuklu, gecmisi hatirlatiyor bana; hop onlari da sildim... Iste sira geldi yavas yavas kafa temizligine... Odacik odacik gezdim bellegimi; ayagima piranga baglamis olan; gelecegi gormemi engelleyen hisleri ve anlari dusundum... Hop attim onlari cope...  Beni kiran; uzen yoran insanlari dusundum... Hop onlari da gonderdim arkada duran cop kutusuna... Benim kirdiklarim? Hepsini aradim ozur diledim; lutfen beni cope atmayin bir sans daha verin dedim; boylece kurtuldum horgucumdeki sucluluk duygularindan; onlar da eski kiyafetlerin yaninda aldilar yerlerini copte... Kuskular, guvensizlikler, supheler? Hepsini attim cope; kendine guvene, dostluga, sevgiye, aska yer acmam gerekiyordu...

Sonra cayimi demledim penceleri ardina kadar actim; havayi kokladim... Hazirim 2010 bekliyorum seni tum umitlerim, heveslerim, isiltilarim ve heyecanlarimla... Bekliyorum seni 2010 bana tum getireceklerinle...

Bol kahkahali; saglikli; yaratici; yenilikci; tutkulu; parlayan; huzurlu ve sevdiklerimizle birarada bir yil olmasi dileklerimle!!

29 Aralık 2009 Salı

2009'a Yakindan Bakalim






Iste sira geldi 2009 'en' lerini yazmayaaaaa... Son 2 gunde cok ilginc bir konu gundeme girmezse bu bana cok kisa gelen 2009 senesini asagida belirtecegim highlight'larla ugurlamis olacagiz:

En buyuk 'olay': Hic suphesiz Michael Jackson'in vefati - aslinda bunu yilin 'en buyuk komplo teorisi' altinda da siniflandirabilirdim; cunku olumun ardindan halen cogu kisi onun olmedigine ve halen aynen Elvis Presley'de oldugu gibi yasamaya devam ettigine inaniyorlar

En populer hayvan: Domuz - hic bir hayvanin ismi google'da yazinca bu kadar cikmaz heralde veya hic bir hayvan bu kadar cok karikature konu olmamistir

En teknolojik sabun kopugu: 3G lansmani - Ismiyle cismiyle fazlasiyla gundeme oturdu ama kimse tam olarak hayatimizda neyin degistigini anlayamadi

En garip olay: Garipoglu - detaya girmeyecegim hepimiz biliyoruz

En basarili Turk filmi: Vavien - Son siradan 2009'a dahil oldu ama oncekilerin hepsini unutturdu

En muthis Barry White yorumu: Ice Age 3 - Sincaplarin dansi ve flirt'u hepimizin aklinda; olsa da izlesek

En buyuk ayip: Myspace'in kapatilmasi - Yapilan aciklamaya gore bu siteler suc isledikleri ve toplumu yanlis yonlendirdikleri icin kapatilmislar; bizi dusundukleri icin birkez daha tesekkurler

Is dunyasinin en piyasa organizasyonu - Kuskusuz yine Marka Konferansi'ydi; salonda birsey dinleyebilmek icin etrafinizda dedikodu yapan insanlari susturmaniz gerekiyordu; disaridaki fuar standlari; sabah 10'dan itibaren bira servisi yapan hostesleriyle pazarlamadan ziyade sosyallesmenin on planda tutuldugu iki gun yasadik

En guzel festival: Rock'nCoke - tarafisizim... gercekten...

En sasirtan konser: 3D U2 konseri - yeni bir boyut acildi hayatimizda...

En hip tasarim magaza: Kuskusuz Prada'nin Nisantasi'nda acilan magazasi - markanin ve semtin sasasina yarasir bir tasarim oldu

En magdur organizmalar: GDO'lar - Gundeme oturdular; herkes ayaklandi; ama kimse tam olarak ne olduklarini da bilmiyordu. Haberler gunlerce isledi; herkes 'artik hapla beslenmeye baslamak gerek' dedi; mahalle manavimiza bile guvenimiz azaldi; ama ne yapmamiz veya yapmamamiz gerektigini halen bilemiyoruz...

En medeni gelisme: Sigara yasagi - Cinayetlerle gundeme oturdu; halen de uygulaniyor mu uygulanmiyor mu belli degil; ama 10 hanelik bir Ege koyunun onunden gecerken disarida oturup sigara icen kahvahane ahalisini gorunce halen gulesim geliyor; bu yasagi sart kosan Avrupa Birligi bile gevsetti kurallari; su an en kati ulke bu konudaki biziz; kraldan cok kralci oluyoruz bazen...

En 'bayan' magazin: Eren Talu & Defne Samyeli Cifti - Herkes etegindeki taslari doktu heralde; artik kimsenin ilgilendigini zannetmiyorum bu konuyla; yeterince okuduk izlemek zorunda kaldik...

Not: 'En'lerimi secerken kesinlikle hicbir siyasi olaya deginmek istemedim; yoksa tabii ki bu listeye eklenecek daha cok 'En' var...

23 Aralık 2009 Çarşamba

Tokat'tan Bagimsiz Bir Film

Resmen bagimsiz bir Avrupa filmi izledim az once... Tek farki Tokat'da gecmesi... Cekimler; karakterler; kurgu; ama en onemlisi de aslinda cok ekstraordiner olan bir hikayenin cok normal bir sekilde abartidan uzak verilmesi tum bu etkiyi yaratmis... O kadar normal ki bazi sahnelerin ruya mi gercek mi olduguna bile birsonraki sahneyi gorunce karar verebiliyorsunuz...

Vavien'dan bahsediyorum... Burhan Altintop'tan basarili bir sekilde tamamen baska bir karakter olarak karsimiza cikan Engin Gunaydin (bu oldukca riskli bir karar cunku herkes onu oyle tanidi ve sevdi bu yeni hali tamamen hayal kirikligi yaratabilirdi)mimiklerini sifirlamis ama o donuk bakislariyla da seyirciyi karakterinin icine sokuyor; bazen ona hak verip bazen de acayip sinir oluyorsunuz (tum film boyunca salondan 'gerizekali!'; 'yazik'; 'aptal yaaa!'; 'yuzsuz!!' gibi sesler yukseldi.) Ote yandan Engin Gunaydin'in (yani Celal'in ama kalin 'A' harfiyle okunarak) esini canlandiran Binnur Kaya tam bir Anadolu kadini olarak esine her kosulda sahip cikan onu bosamasindan cok korkan ve tek istediginin kocasinin minik bir gulusu ve onu takdir etmesi olan bir kadini canlandiriyor.

Izlerken bir yandan Turkiyenin aile yapisina ve kadinlarin caresizligine, basiretsizligine lanet ediyor; bir yandan da senaryonun ve o senaryonun isleyisine kendinizi kaptiriyorsunuz. Jim Carrey filmlerinde hep hissettigim ve beni o adamda bu kadar buyuleyen birsey vardir (tum o Hollywood pariltisini ve asiri mimikleri bir kenara birakin); Jim Carrey her zaman komik ama bir o kadar da urkutucudur... Maske filminde bile korku ve komedi arasindaki ince cizgide gidip gelmektedir; hem insanlara zarar vermek isteyen bir superkahraman ama bir yandan da partyanimal... Engin Gunaydin bence Vavien'de herseyiyle cok ustaca bu ince cizgiyi yakalamis... Bazi sahnelerde guldugunuz icin resmen utanip sesinizi alcaltma geregi hissediyorsunuz cunku cok acikli bir sahne isleniyor perdede; ama icinde bulunan durum cok ironi-komik oluyor....

Hem Burhan Altintop karakterinin arkasina saklanmadigi; hem dusuk butceli filmin gucunu kanitladigi; hem de kendisine ozgunlugunden dolayi kutluyorum....



12 Aralık 2009 Cumartesi

Markiz Bufe - Beyoglu

Inanilmaz birsey! Hep goruyordum; ama gecen gun iyice gozume batti! Markiz'i nasil rezil ettiler... Yani bir zamanlar Istanbul'un en sik pastanesi; Beyoglu'nin simgelerinden birisi; bizi eski zamanlara goturen Markiz'in alttaki fotografi beni gordukce deli ediyor... Iceri girip 'bir dakika bunlar buraya ait degil; yandaki bufeden karismislar' diyip; o neonlu tabelayi (ayran su kadar lira; menu alirsan bu kadar diyen) ve de her masanin uzerinde duran plastik mayonez ve ketcap siselerini disari atmak istiyorum... Nerede o eski kibar fincanlar; kibar tabaklarin icerisinde gelen ve aynen 50'lerdaki Beyoglu'ndaki gibi 5 cayiyla tuketilen tatli-tuzlu kurabiyeler? 1840 senesinde ilk olarak 'Lebon' ismiyle o zamanin 'Passage Oriental' isimli pasajinda acilan pastane sonradan yerini icerisindeki 'Mevsimler' seramikleriyle girenleri buyulen 'Markiz Pastanesi'ne birakti... Fakat mekan artik sadece Markiz Bufe olabilir niteliklendirilebilir... Bari ismini degistireseler de en azindan gecmisi ve anilari lekelemeseler...


Hediye Kolay Peki Ya Kabugu





Yilbasi yaklasiyor ve hediye alma seanslari baslayacak. Bazi hediyeleri zorunlu oldugumuz icin bazilarini da gercekten icimizden geldigi icin raflardan secip sahiplerine ulastiracagiz. En guzel goruntuyse bence guzel suslu bir camagacinin altindaki rengarenk paketlerin goruntusu ve etrafa salgiladiklari soru isaretleridir; merakla iclerinde ne oldugunu beklersiniz. Ama bence hediyeyi secmek kadar onun paketi onemlidir; cunku bir insanla tanistiginizda nasil en onemli anlar ilk 10 dakikaysa; o hediyeyle sizin bulusmanizi saglayan ilk eleman hediyenin paketidir. Artik tum magazalarin hediye paketi hizmeti var; bu yuzden hicbirimiz bu konuda kafa yormuyoruz. Dolayisiyla tum hediyeler ayni paketlerle dukkanlardan cikiyor oldu. Yani tamam hediyeleri kendimiz uretemiyor olabiliriz; ama biraz caba gosterip kisisel bir dokunus ekleyebiliriz... Guzel bi kagit; guzel bir kart; uygun bir mesaj... Maalesef ben fikir uretme asamasinda fena olmasam da uygulamaya gelince kabuslarim basliyor... Sanirim bu tarafim anneme cekmis... El isi konularinda hic becerikli degilim... Yuvadayken en basarisiz dersim 'kesme-yapistirma' dedigimiz dersti. Ben 5 yasimda okumayi ogrendim; tum sinifa masallari o yasta ben okurdum; nerdeyse kompozisyon yazabilecek kadar kelime dagarcigim vardi; ama bu dersten odum kopardi... Cok basit demeyin; o cizgileri duz kesmek (mutlaka tirtikli veya yamuk olurdu; hatta bazen elim kayar resimleri ortasindan kesiverirdim) sonra hele onlari bir de bir yerlerinden birbirine yapistirmak... Olanlar soyle: o Uhu'yu (o zamanlar simdiki gibi stick yapistiricilar yoktu) mutlaka fazla sikardim; sonra kagidi bastirinca o uhu vicik vicik disari tasar ve elime yapisirdi; sonra butun masa uhu olurdu ve oradan yuzume gozume kadar yapis yapis olurdum... Yani kesme seyansiyla baslayan ve beni tinerci cocuklar gibi kokutan bir ders sonu hep beni beklerdi. 

Anneme geri donersek; o aynen okuma-yazma bilmeyen cocuklarin ilerki yaslarda liderlik duygularinin gelismis oldugunun ortaya cikmasi gibi (baska yonlerini guclendiriyorlar) annem de bu tarafini hep yaraticiligiyla kompanse ederdi... Benim cocuklugumda arkadaslarima goturdugum tum hediyeler bir bon-bon sekeri seklinde paketlenirdi... Annem hediyenin sekli ne olursa olsun onu kocaman kagidin ortasina yerlestirir sonra iki yanindan buzup; evde o anda ne malzeme varsa (bu bazen yun; bazen organik bir ip; bazen de misina olurdu) oradan baglayip bir bayram sekeri yaratirdi... Ve bu hediye dogum gunu kutlamasi olan gittigimiz evlerde buyuk bir ozenle paketlenmis ve normalde olmasi gerektigi gibi hediyenin sekline ayak uydurmus diger paketlerin yaninda radikal bir sekilde yerini alirdi... Ama isin komik tarafi hep en cok dikkat ceken ve begenilen paket o paket olurdu...

Gecenlerde internetten asagida resmi buldum; bu origami kilavuzu gibi gozuken resim aslinda cok guzel paketleme teknikleri gosteriyor... 




Dolayisiyla paketlerimizi bu yilbasi en cok kendimizi yansitacak sekilde kendimiz paketleyelim ve simdiden agacin altina yerlestirelim!!!! Sonra da hepsini actigimiz o guzel ani bekleyelim!!!