29 Ekim 2009 Perşembe

Toplumlarin Uyusturucusu

Hayatimda ilkleri yasadigim iki olaydan bahsedecegim; aslinda ikisinin de birbirine paralellikleri var.

1. Olay: Fenerbahce - Galatasaray Maci
Yer: Sukru Saracoglu Stadi
Tarih: 25 Ekim 2009


1 tane milli mac disinda hayatimda hic maca gitmemistim; futbolla ilgim de zaten pazar geceleri TV'de baska hicbirsey olmadigindan gulmek icin arka planda Ridvan veya Erman Toroglu'nun acik olmasinda oteye gitmez. Ama iste bu hafta buyuk derby'ye (soylenenlere gore dunyadaki en buyuk 3 derbyden biriymis) bir Fenerli olarak (o mactan sonra Fenerli olmaya basladigimi belirtmek zorundayim...) o atmosferi yasama sansina eristim. Acikcasi erkek olmadigim icin (cunku bir kiz olarak yeterince oraya ait olamiyorsunuz maalesef) uzuldugum ender anlardan birisiydi... Muthis bir duygu bosalmasi... Hic tanimadiklari adamlara nasil kufrediyorlar; koca koca adamlar ustlerinde gobeklerini zor sigdirabildikleri Fener formalari bariyerlerden sarkarak Arda'ya kufrediyorlar; sahaya sular firlatiyorlar... Sanki GS'li futbolcular az once disarida onlari koseye sikistirip dovmus gibi hirslilar... Alandaki futbolculardan birisi yarin obur gun Fener'e gecse en fazla alkislayan onlar olmayacakmis gibi... Ama en cok guldugum; kapana sikistirilmis gibi stadin bir ucunda oturan Galatasaray'lilardi. Yani onlari kotulemek icin soylemiyorum; cunku helal olsun demek lazim; o kadar kotu kosula (konum itibariyle maci bile dogrudurust izleyemiyorlar); staddan dovulerek cikartilma riskine ve de kucuk dusme ihitmaline karsin gelmisler orada takimlarini destekliyorlar... Macta baslarina neler gelmedi ki; annelerinin kulaklarini cinlatan koro halindeki kufurlerin yanisira; kafalarina mac oncesi tum stada dagitilan maytaplar yakilip atildi; macin sonunda tum stad sari-lacivert konfeti firtinasina tutuldu ve konfetiler asagiya indiklerinde tum GSli taraftarlar bastan asagi sari-laciverte boyanmislardi; tabii staddan cikmak icin saatlerce iceride bekletildiklerini de unutmamak lazim... 





'Futbol asla sadece futbol degildir' dediklerini iste orada cok iyi anladim; o aslinda tum sosyo ekonomik siniflarin birbiriyle kesistigi; tum alter-ego'larin ortaya ciktigi ve sinirlerin laflarla veya eldeki cisimlerle yesil sahada birakildigi toplumsal bir uyusturucudur... En azindan 90dakika boyunca tum dertlerin kafalardan silinmesini; hayatin o yuvarlak nesnede odaklanmasini ve etkisini de disari cikinca tum sohbetlerde surduren bir uyusturucu... Ben de ondan istiyorum...


2. Olay: 29 Ekim Kutlamalari
Yer: Ortakoy


Inanilmaz bir olay; Turk insani olarak havai fisekleri ne kadar cok seviyoruz. Tum dugunlerin vazgecilmezi; sadece birkac taneyle de kisitli olsa herkes butcesine gore mutlaka bir havai fisegi patlatmali (yoksa dugun ihtisamli olmaz). Yabancilarin garipsedigi silah patlamasi gibi sesler yazin sahillerde cinlayinca, bizler icin cok normal oluyor 'havai fisegi patlatiyorlar canim' deyip geciyoruz...




Bugune kadar sanirim hicbir 29 Ekimde Istanbul'da degilmisim; cunku ilk defa izleme firsatini yakaladim. Zaten daha Ortakoy'e inerken olayin zorlugu basladi; aynen macta oldugu gibi inanilmaz bir araba ve yaya trafigi; Ortakoy'e yaklastikca her minik-buyuk yukseltinin uzerinde 10larca insan duruyor ve gosterinin baslamasini bekliyordu. Zar zor arabamiza bir yer bulduk... Buldugumuza cok mutlu oldum cunku birara bir turlu varamamizdan dolayi aynen 'Arabada Yilbasina Girme' hissine kapilmisti... Kumpir mi alsak falan derken Bogaz koprusunun uzerinden selale gibi beyaz isiklar akmaya basladi, sonra da Bogaz'in cesitli koselerinde fisekler patlamaya basladi... 


Gercekten tum olay inanilmazdi! Ortakoy, bebeginden yurumede zorlanan yaslisina kadar insanla doluydu; aynen macta oldugu gibi burada da her turlu insani bulmak mumkundu! Hepsi ayni heyecanla ve ayni tepkilerle izliyorlardi... 'Izliyorlardi' diye anlatiyorum ama aynen macta oldugu gibi ben de kendimi fena halde ortama kaptirdim; ay-yildizli ender fiseklerden veya en buyuklerinden atilinca ben de deli gibi alkislayip cigliklar atiyordum... Yanimda 60'larinda bir bey vardi; biranda cocuklasti, surekli yanindaki esine 'yaaa cok guzel di mi? Bak bak bunu gordun mu? Harika yaa' diyip yerinde el cirparak hafif hafif zipliyordu... 


Sonra gosteriler bitti ve aynen stad dagilmasi gibi herkes once kumpircilere sonra da evlerine akin etti... Ve iste yine herseyin unutuldugu bir 20 dakika gecmisti...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder