22 Ekim 2009 Perşembe

'Icinde Barindirdiklariyla Mardin' Bolum II

Ve iste gelelim maceramizin ikinci gunune...

Cok erkenden kalktik; bellboyumuzun dunyanin en uzunu adami oldugunu cok sonra ogrenmemize ragmen; minibuse binmeden fotograf cektirmeyi ihmal etmedik...


Cekirdeklerimizi citlayarak Midyat'a dogru yola ciktik; yolda ilk duragimiz Mor Gabriel Manastiri... Cok sansliyiz; kapida cok ender bir goruntu var; Turabdin Metropoliti Samuel Aktas cemaatiyle sohbet ediyor. Onlari rahatsiz etmeden iceri suzuluyoruz. Buyulenerek geziyoruz; burasi Deyrulzafaran'a gore cok daha yeni bir yer (hatta elektrik dugmelerinin yeniligi hepimizi rahatsiz ediyor); sanirim buyuyu daha iyi hissedebilmek icin eski olmasini tercih ediyoruz. Cikista hepimiz 'Hans Hollerweger'in yazdigi 'TURABDIN' kitabindan aliyoruz; Mardin'in hikayesini ogrenmek istiyorsaniz kesinlikle tavsiye ediyorum.



Oradan Mardin-Midyat'in en yeni kilisesi Mor Sharbell kilisesinde Diyakoz Ayhan Bey bizi karsiliyor ve ricamiz uzerine onlar icin cok onemli olan 'Goklerdeki Babamiz' duasini suryanice olarak bizimle paylasiyor. Arkada bir taziye var; bir yandan onlarin fisiltilari; bir yandan Ayhan Bey'in icten sesi... Ic cekerek; dusuncelere dalmis bir sekilde kendimizi sari tas sokaklara atiyoruz...

Midelerimizi yine muthis Mardin yemeklerine emanet ediyoruz; icli kofteler muhtesem; mahlepli suryani saraplarimizi yudumlayarak; bu geziyi yaptigimiz icin ne kadar mutlu oldugumuzu konusup rehberimiz Nukhet Hnm'a birkez daha tesekkur ediyoruz...

Simdi oturmus bloguma ve Turabdin kitabima bakiyorum; o ozgurluk hissini; huzuru ve tarihin agirligini tekrar hissedebilmek icin bir sonraki Mardin seyahatimi dusunuyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder