Cok erkenden kalktik; bellboyumuzun dunyanin en uzunu adami oldugunu cok sonra ogrenmemize ragmen; minibuse binmeden fotograf cektirmeyi ihmal etmedik...
Oradan Mardin-Midyat'in en yeni kilisesi Mor Sharbell kilisesinde Diyakoz Ayhan Bey bizi karsiliyor ve ricamiz uzerine onlar icin cok onemli olan 'Goklerdeki Babamiz' duasini suryanice olarak bizimle paylasiyor. Arkada bir taziye var; bir yandan onlarin fisiltilari; bir yandan Ayhan Bey'in icten sesi... Ic cekerek; dusuncelere dalmis bir sekilde kendimizi sari tas sokaklara atiyoruz...
Midelerimizi yine muthis Mardin yemeklerine emanet ediyoruz; icli kofteler muhtesem; mahlepli suryani saraplarimizi yudumlayarak; bu geziyi yaptigimiz icin ne kadar mutlu oldugumuzu konusup rehberimiz Nukhet Hnm'a birkez daha tesekkur ediyoruz...
Simdi oturmus bloguma ve Turabdin kitabima bakiyorum; o ozgurluk hissini; huzuru ve tarihin agirligini tekrar hissedebilmek icin bir sonraki Mardin seyahatimi dusunuyorum...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder