10 Ekim 2009 Cumartesi

Sasirtiyorsun Beni Istanbul...



Atlas Pasaji... Seneler boyunca benim icin anlamlari degismistir. Universite zamaninda Ankarada'yken; Istanbul'a alisveris aclari olarak gelirdik ve tek hedefimiz 'farkli' biseyler bulmakti; tabii bizim (17-18 yas) olceklerimizde... Ve iste PULP bizim icin o zamanlar bir efsaneydi'... Su an cok farkli bir formatta halen duruyor ama oradaki hersey bana artik sadece bir penye yigini gibi geliyor... Sonra bir KOD muzik donemi vardi; icerideki herkesin minik bir Dj Shadow oldugu KOD muzik bana uzun yillar cok buyulu gelmisti. Sonra bir ara oradaki DUGME adli dukkana takmistim (gecen gun gordum ait oldugu yere Nisantasi'na tasinmis). Iceri girip hic bisey almadim hic ama dukkanin ve fikrin ve ismin yaraticiligina sapka cikardigim icin sanirim her gittigimde dukkani ziyaret ederek oradaki bebeklere ve konusurmuscasina sana bakan oyuncak dunyasi kahramanlarima bir nevi saygilarimi iletirdim.

Bunlar disinda son 4 senedir Atlas Pasaji'na adim atmisligim cok azdir. Ta ki gecen carsamba gunu Istanbul 2010 Kultur Baskenti'nin ofisine gidene kadar... Hemen giriste sol taraftalar... Toplantidan sonra binanin icini de gezme firsatim oldu; simdi hikayeye siki durun! Zamaninda orasi Osmanli padisahlarindan birisinin sevgilisinin oturdugu yermis... Zaten tavanlar ve duvarlar erotik eski donem resimleriyle suslenmis. Padisah sevgilisini ziyarete atiyla gelip atini pasajin girisine park edermis ve direk Atlas Pasaji'nin hemen solundaki kapidan iceri girermis; kapi halen ayni kapi olarak duruyor. Icerideki odalarin buyuklugune ve heybetine inanamazsiniz; gercekten minik bir saraya girmis gibi hissediyorsunuz.

Istiklal'in avamligi/otantikligi; eskiligi/yeniligi arasinda orada bir saray yatiyor yasanmisliklariyla... Istanbul beni sasirtmaya devam ediyorsun tum icinde sakladiklarinla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder